ADG Fuarcılık’ın özelleştirmeden alarak fuar alanı olarak dizayn ettiği Samsun gemisi 2 Haziran 2007 Cumartesi günü Karadeniz’e açıldı. Yurtdışı fuarlarının gümrükleme, nakliye, vize gibi pek çok sıkıntısının Bluexpo ile aşıldığını belirten ADG Fuarcılık Genel Müdürü Hakan Adıgüzel, 2 bin 550 metrekarelik fuar alanına sahip geminin 6 ülke ve 8 limanı ziyaret edeceğini söyledi.
ADG Fuarcılık Genel Müdürü Hakan Adıgüzel, yüzen fuar Bluexpo ile ürünlerin daha kısa sürede daha fazla yerde sergilenmesine imkân sağlandığını ve daha etkili bir tanıtıma fırsat verildiğini ifade ederek, ilk programın Karadeniz olduğunu ve 71 firmanın fuarda yer aldığını söyledi.
İstanbul'dan yola çıkan gemi; Bulgaristan'da Varna; Romanya'da Köstence; Ukrayna'da Odesa ve Yatla; Rusya'da Soçi; Gürcistan'da Batum ile Trabzon kentlerinde ikişer gün kaldıktan sonra 18 Haziran 2007'de İstanbul'a geri dönecek.
Dış ticarette büyük bir rekabetin yaşandığını söyleyen Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, “Dış ticarette aktif olmaya çalışan her ülkenin, lojistik alanda milli politikalar geliştirmesi gerekiyor” dedi. Türk kara taşımacılığının Avrupa’nın en büyüğü haline geldiğine işaret eden Tüzmen, “Bu durum bazı ülkeleri rahatsız etmeye başladı. Bu sebeple de Türk kara taşımacılığına karşı birtakım teknik engeller çıkarılmaya çalışılıyor. Bu engelleri ortadan kaldırmak için gerekli çalışmaları yapıyoruz” dedi.
Türkiye’nin hızla artan dış ticaret hacminin, ulaştırma alanının büyük bir pazar olmasını da beraberinde getirdiğini kaydeden Tüzmen, şöyle devam etti: “Türkiye’nin dış ticaret hacmi bu yıl 250 milyar dolar civarında olacak. Bu durum, taşımacılık sektörümüzü hızla büyütüyor. Ancak taşımacılık sektörümüz sadece iç piyasayı hesaplamamalı, bütün bölgeyi hedef alarak hareket etmelidir. Asya ekonomileri hızla büyümektedir. Türk Cumhuriyetleri, petrol ve doğal gaz gelirlerinin artması neticesinde önemli bir tüketim merkezleri haline gelmişlerdir. Dolayısıyla uluslararası ticarette ve taşımacılıkta, Doğu’nun önemi artmaktadır. Önümüzdeki dönem için bu gelişmeler hesaba katılmalıdır.”
Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat, Japon sahillerinde bol balık bulmak mümkün olmamaktadır.
Talebi karşılayamayan balıkçılar, Japon nüfusunu doyurabilmek için daha büyük tekneler yaptırıp, daha uzaklara açılmışlardı. Balık için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de daha çok vakit alır olmuştu. Dönüş bir - iki günden daha uzarsa, tutulan balıkların da tazeliği kaybolmaktaydı.
Japonlar tazeliği kaybolmuş balığın lezzetini sevmemişlerdi. Bu problemi çözebilmek için, balıkçılar teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlardı. Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttukları balıkları da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi.
Ancak, Japon halkı taze ile donmuş balık arasındaki lezzet farkını hissedebiliyor ve donmuş olanlara fazla para ödemek istemiyordu. Balıkçılar bu defa, teknelerine balık akvaryumları yaptırdılar. Balıklar içeride biraz fazla sıkışacaklardı, hatta, birbirlerine çarpa çarpa biraz da aptallaşacaklardı, ama yine de canlı kalabileceklerdi.
Japon halkı, canlı olmasına rağmen bu balıkların da lezzet farkını anlayabiliyordu. Hareketsiz, uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balığın, canlı, diri, hareketli taze balığa göre lezzeti yine de etkilenmişti. Balıkçılar nasıl olacak da Japonya'ya taze lezzetli balığı getirebileceklerdi?
Emel GELİNCİK Balnak Lojistik İnsan Kaynakları Müdürü
Hepimiz yaşadık bunu, her yeni mezun olacak kişinin en büyük kaygısı iş bulmaktır. Son sınıftayken tüm sohbet konularımız mezuniyet sonrası yapılacak şeylerle ilgiliydi, gelecek kaygısını yoğun olarak hissetmeye başladığımız en kritik dönemdir, acaba nasıl bir hayat bekliyor bizi...
Erkekler için karar verilmesi gereken bir konu daha vardır, askerlik. “Acaba önce askere mi gitsem, askerlikten kurtulmak için yüksek lisans mı yapsam, askerliğimi yapmadan beni işe alırlar mı?” düşünceleri kafaları meşgul eder.
Mezuniyet stresi, bizi meşgul eden sorular, hepsi bir yana koyulmalıdır. Kişi öncelikle ne yapmak istediğine karar vermeli, kendini tanımalı, yapabileceklerini, özelliklerini gözden geçirmeli, hangi alanda uzmanlaşmak istediğine karar vermeli ve iş hayatı ile ilgili gerçekçi bilgiler edinmelidir. Özel sektörde çalışan kişilerle görüşüp, onların tecrübelerinden yararlanmalı, internet ortamında araştırmalar yapmalı, ücretsiz bile olsa ilgi duyduğu alanda staj yaparak tecrübe kazanmalı, güçlü ve zayıf alanlarının farkına varmalıdır. Okul bitse de öğrenme ömür boyu devam edeceği için, zayıf alanların geliştirilmesi öncelikle ele alınmalıdır.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) liderliğinde ihracatçıların biraraya gelmesiyle Ti Ro-Ro şirketi, Kepez - Birindisi seferleri ile ihracatçılara büyük kolaylık sağlarken; gelecek dönemde filosunu genişleterek yeni ihracat pazarlarına ulaşmayı hedefliyor. Ti Ro-Ro Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztiryaki, çok kısa zamanda Kepez - Birindisi hattında önemli gelişmelere imza attıklarını belirterek, “Büyük bir fedakarlıkla ihracatçımızın lehine olan bir işe başladık. Yeni bir hattın kurulması kolay değil. 1,5 ayda ÖTV’siz mazot çıkarttık ve Kepez’i sıradan bir iskeleyken sınır kapısı yaptık. Uzun süren gümrük işlemlerini 3-5 dakikaya indirdik” dedi. Öztiryaki, İtalyan ortaklarının da yaşanan gelişmelerden oldukça memnun olduklarını dile getirerek, “İtalya’dan sonra hedeflerimizin başında Kuzey Afrika ülkeleri, Suriye ve Malta var” diye konuştu.
Kepez ve Birindisi arasında haftada karşılıklı olarak 3’er sefer gerçekleştirdiklerini ifade eden Yusuf Öztiryaki, gelişen global ekonomik şartlarda; ürün, kalite ve katma değerin yanında, hızlı ve ekonomik teslimat yollarının geliştirilmesinin de önemli rekabet konularından biri haline geldiğini vurguladı.
“30 sene erken gelmişim kızım; 30 sene sonra gelseydim, bütün projelerimi yerine getirebilirdim...” N.D.
“Elin oğlu müteşebbisinin önüne devletin imkanını koyarken bizde devlet, var gücü ile evladına çelme takar.”
Mühürdarzadeler’in Nuri’si 1886’da Divriği’de doğan bir vatan evladıdır. Yüreği memleket aşkıyla yanar. Düşünün daha Maliye Mektebi’nde okurken tahsilini yarıda bırakıp gelir, Divriği’nin yalınayaklı çocuklarına muallimlik yapar. Ziraat Bankası, Maliye Nezareti derken memurlukta yükselmeye başlar. Gelgelelim amirlerine yaranamaz. Dokuzuncu köyden de kovulur ama doğrudan cayamaz. Gün gelir memuriyetten sıkılır ve istifasını sunar.